PEYGAMBERLERİN MİRASI
Efendimiz Muhammed sallallahu
aleyhi vessellem buyurmuşlardır:
"Mü'minin nazarı
ibrettir, sözü hikmettir, işi faidadır, ameli faydaya vücut
verir"
Efendimizden mîras olarak,
İslâmın mîrası kalmıştır. Onların
mîrası altın veya dirhem gibi dünyalık değildir, bu
kıymetli miras ilimdir. Peygamberin mirasını alan kimse hiç
kaybolmayan bir mîrasa sahib olur. Çünkü dünyadan aldığımız
mîras nasıl olsa bir gün elimizden çıkacaktır. Peygamberlerin
mîrası dünyada da ahirette de bitmez.
"Bismillahirrahmanirrahim"
demek Peygamber mîrasıdır.
Besmeleyle işe
başlamak, besmeleyle iş görmek, besmeleyi kılavuz tutmak da
peygamber mîrasıdır. O mirastan olarak bize ulaşan söz; Mü'minin
nazarı ibrettir, sözü hikmet, işi bir fayda, ameli faydaya vücut verir.
Efendimiz a.s saydığı bu üç sıfat, insanın kemâline
delâlet eder. Bir insanın nazarı ibret olursa tabî ki sözü de
hikmetli olur. Hikmet söyleyen adam malâyani işlemez yani faydasız
iş yapamaz.
- Hac zamanında Arafat'taki
kalabalık, bu kadar hareket, bu kadar çadırlar, bu kadar tertibat ne
içindir?
Bir günlük bir hizmet içindir.
Zülhicce ayının sekizinde veya onunda bu şenlik artık
yoktur. Bu hareket, bu kadar milletlerin oraya yığılması
yalnızca bir gün içindir. Sabahtan akşama doğru güneş
batmaya başladığı vakte kadardır. İkindiden sonra
kalabalık dağılmaya başlar.
-Buraya kadar
kalabalığı getiren, milyonları tahrik eden, harekete
geçiren nedir?
Mânevi muharik olmasa,
kızgın çölün ortasına bu kadar insanı toplamayı zahiri
bir kuvvet başaramaz. Ve mükerreren her sene bunun tekrar edilmesi, her
sene başka bir şevk ile bu milyonlarca insanın Mekkeye
toplanması... Görünürde bir
şey yok. Görünürde
meydanda yalnız çadırlar, çadırların altında
toplanan insanlar var. Namaz kılan, lebbeyk çeken, çağıran, münâcat
eden ve dolaşanlar var. Orada sinemalar, tiyatrolar yok. Yüzme havuzlan,
pavyon, gazinolar yok. Kızgın çölün ortası. Milyonlarca insan
orada elbisesiz, kefen bezine sarılı, başı açık,
yalın ayak koşturuyor. Gökyüzüne bakarak Lebbeyk diyerek
bağırıyor.
- Buna sebep ne?
Bazı avrupalı kâfirler
ve Türkiyede bunu inkâr eden musibetler soruyor ki;
- Bu İslâmın
şartını yerine getirmek
için neden insanlar defalarca hacca gidiyor?
Hacca gitmek o kadar
sıkıntı, şiddet veren bir şey olsa, giden bin defa
âşık olacak hale neden düşsün ki?
Orada ne hava var? Senelerce
böyle olduğu halde insanları buraya çeken nedir? Bunu düşünmüyor
ve İslâm ile muharebeye kalkıyorlar. Allah'a karşı put
takdim edip, Allah'a inanmayın, Allah'ın gönderdiği yola
inanmayın diyorlar! İçinde hiçbir maneviyatı olmayan ilke
diyorlar; bu yukarıdan değil, aşağıdan çıkan
nefese benzer.
Hicaz farz olduğu andan
itibaren bu kalplerde tasarruf eden bir veliyullah vardır:
Mutasarrıf, Kutuptur. Onun orada hizmeti vardır. Ebu Ubeys
dağında, İbrahim Peygamberin çağırdığı
gibi o sene hacca gelecek olanları çağırır. İbrahim
(a.s.), Kabe'yi inşaa ettikten sonra çıktı, Cenâb-ı Hak
buyurdu ki;
- Benim kullarımı
çağır gelip Benim Beytimi tavaf etsinler, hac etsinler!
- Nasıl
çağırayım ? Kime çağırayım ?
- O dağın üzerinden
çağır, Ben atalarının sülbüne de işittiririm.
Bütün ümmet-i Muhammed'i, hicaza
gelecek kim varsa hepsi, babalarının sülbünden ne kadar hacı
varsa Beytullaha geliniz diye çağırıldığında,
Lebbeyk, allahümme lebbeyk, dediler.
Lebbeyk diyenlerin hepsi
ziyarete geliyorlar, o veliyullahın da orada her sene hizmeti vardır.
O dağın üzerinde durur ve manevî kuvvetiyle çağırır.
Manevî kuvvetiyle çağırdığında kim olursa zapt olmaz,
zincire bağlı da olsa muhakkak zinciri kırıp oraya
gidecektir. 0radaki insanları toplamaya vesile olan manevî güç sahibi bir
veliyullahtır. Hâlâ bu
ağalar (ağa değil
uyuzlar), İslâmı
insan uydurması hesap
ediyorlar ve putlarıyla
İslâmı yeneceklerini zannediyorlar.
Avrupa'nın en güzel
yerlerine meselâ İsviçre dağlarına insanları
çağırsan, bir sene giderse, ertesi sene bıkar. Hatta iki, üç
defa, beş defadan sonra;
- Amaan, çıktık,
gördük ya, yeter! Nedir bu her sene ? Çıkamam, edemem.
Hacca ise yüz yaşında
insan koşarak geliyor. Hacı mestan gibi yüzelli yaşında
Hümekâdan aslan gibi çıkıyor.
Bu bir ibrettir: Kâfirde ibret
nazarı yoktur. Kafir ibret alsa, derhal İslama girmesi lazım.
Hikmet; elbette mü'minin sözü de hikmettir. Hikmetsiz boş
lâkırdı mü'minin şanına lâyık değildir. Hikmetle
söylediğinde istikamet üzere olduğuna, doğru yürüdüğüne
işarettir.