İnsanlar evliyasını unutmuş belaya düştüler!

İnsanlar ahireti unutmuş. Unutan Allah'ı unutmuş!

 

13 Rebiyülahir 1429  / 19 Nisan 2008

Mevlana Şeyh Nazım Hakkani, Lefke, KKTC

 

Bismillahirrahmanirrahim

 

 

Hoşgeldiniz. Cenabı Hak bizi hak sözü işiten ve hak söze tabii olan kullarından eylesin. Bu kısa bir sohbettir inşAllahuRahman. Bize yarayacak bir söz ilham olur, söylenir.

 

Eşşehedu en la illahe illAllah ve eşşehdu enne Seyyidina Muhammeden abduhu ve habibihu ve resuluh. Salallahu aleyhi ve sellem.

 

Eüzübillahiminaşeytaniracim Bismillahirrahmanirrahim …

 

Hafta sonu herşeyi bozdular onun için ne gün olduğu.. Yahudilerin gününde tatil. Hiristiyanların gününde tatil. Müslümanların gününde tatil yok. Yani eski nizamı bozdular dedilerki biz eskinin yerine yeni şey kuracağız. Eski bina şeriatın üzerine kurulmuş binaydi.. Ağalar dedilerki yok biz şeriat istemeyiz. Halt ettin! Şeriat istemeyenin boynuna şeriatın kilinci vuracak zaten.

 

La havle ve la kuvvette ila billahil aliyyil azim.

 

Ed din un nasiha. Peygamberimiz aleyhisselatu ve selam: ’Din nasihat demektir’. Nasihat olmayan yerde din yok. Nasihat edecek kimselerinde önünü kestiler yetişmesin. Gavurluğa kapı açtılar. İstediğiniz kadar hangi çıpıtın mezhepini tutarsanız tuttun yalnız müslüman olmayın.

 

Cenabı Hak hükmünü yürütür. Onun hükmünü bozacak kimse yok.

Kadir ve Mukteddir olan Allah'tır celle celaluhu.

 

Uzak mesafeden gelen Şazeli ihvanlarımız var. Tövbe estağfirullah.

 

Nereye geldin?

 

'Ziyarette geldik.'

 

Kapıda görürsem sövecektim. Ne için sövecektim. Burada ziyaret yok. Kabir yok. Ziyaret edeceksen kabristana gideceksin. 'Burda bir şeyh efendi varmış. Onu ziyarette geldik'.

 

Ne için geldin yahu?

 

’Ziyaret için geldik.’

 

Yaa.. eh ne ararsın ziyarette?

 

'Vallahi Şeyh Efendi.. Biz burada bir zat varmış onun için.'

 

MaşAllah, size de sizin zatta da dedim.

 

Be müslümanlar, zat kaldımı dünyada?? Zatdan başka yok zart doldurdular ortalığı.. zart zurtla anladınmı?

Zatların hepsi mezarlıkta gidin oraya!!

 

Destur.

 

Öyle görmeyin onu. O dünyaya hükmeden evliyaullahtandır o. Ben onun huzurunda söylemeye haya ederim ama. Gönderdim gitmedi. Bende aşağı yukarı artık ne gelirse söyleyeceğiz.

 

Bizi aldatan bizden değiliz, Peygamber hadisi değilmi?

 

Yani benim kim olduğumu söylüyorum. Aldanıpta zat demeyesiniz. R'le söylersen kabul ederim. Kıyamet gününde ben sizin yükünüzü çekemem.

 

Aldatma! Aldatma!!

 

Ne dedi koskoca Mevlana Hazretleri?

 

’Ya göründüğün gibi ol, ya da olduğun gibi görün!’

 

Mükembel bir söz. Başka türlü söyleyemem. Kendi hakkımda söyleyeceğım. Lakin bununla beraber bize ufak hizmet vermişler.

 

Evliyalar tükenmez. Bir evliya dünyadan ahrette nakil olursa yerine hemen tayin olunur. Evliya yok değil. Bir tanesi dünyayı alt üst eder. Lakin hepsi gizlendi. Gizlendikleri için herkes istediğini söylüyor istediğini yapıyor. O mübareklerde kubbelerini başlarına yıksalar hiç ses çıkarmazlar. Millette evliyasını unuttu. Evliyasını unuttuğu için onlarda gizlendi. Dükkanı kapayan gitti bir kere daha çıkmadı taki bu devir kapanıp vaktin sahibi gelene kadar hepsi gizli durur.

 

’Hızır peygamber gelirmi?’ buraya dediler bir kimse.

 

Cidde'de bulundum 80'de. Bir kimseler davet etmişti. Onların davetine gitmiş bulunduk. Bir kimse orda konuşuyor. Yanındaki bir kimse bunun tarafına bakmış demişki 'bu oturan kimseyi tanıdınmı?' tanımayız demiş o.

 

O tanıdınmı diye soran Hızır peygamber.

 

Bizim ziyaret ettiğimiz kimsedir demiş o. Bu meclise gelmezse olmaz. En azında kırk günde bir defa gelir. O manevi güç sahiplerin. Merkeze böyle zatlar geliyor. Pınar var bir yerde. O pınarın suyu şifalıymış şeker hastalığına. Ya tuz hastığına.. tuz hastalığı varmı? Herkes kalkar koş koş gider ordan su içer. Manevi cihetden talip olan kimselere o Hızır peygamber kırk günde bir burda bulunmazsa olmaz diyorlar bana. Alınan haber bu. Ben görürüm görmem. Ben kapıda duran adamım. İçeri kim isterse girer. Yalnız hüvviyetini sorarım. Sultan içerdedir. Kapıcı koymuşlar bizi. Bizde böyle bir tahta kutu uydurduk orda oturuyoruz. Otur dediler buraya. Senin işin burda durmak. Kapı acıktır! Gelen kimseye hüvviyetini sor içeriye aldır!

 

İste o kadardır bizim başka bir şeyimiz yok. Sultanlar içerde. Kapıda kapıcı nöbetci gibi. Bir nizamiye kapısında bir sandalye atıp yahut bir tahta kutu orda oturup dururum. Koku ala ala, ala ala bunların ruhaniyetleri geliyor. 

 

Bunların içersinden birine dedim nerden geldin?

 

'Amerika'dan geliyorum' dedi.

 

Be aklınımı arıyorsun?

 

'Akıl almaya geldim' diyor.

 

Nerden geldin? 'Avustralya' danız'

 

Nerden geldin sen yahu sen?

 

'Afrika-i cenubiden' geldim diyor.

 

Nerden geldin?

 

’Madagaskar diye memleket var.’

 

Nerden geldin?

 

'Peru'dan geldim'.

 

Nerden geldin?

 

'Şili'den geldim'.

 

Nerden geldin?

 

'Arjantin'.

 

Avrupa'nın Amerika'nın insanlari bunun içinde Ruslarda var, Macar'ı var, Boşnakı var, Arnavutu var, her kabilenin, Çeçeni var. Çeşit türlüsü geliyor. Demekki ruhaniyyetleri bir şey sezipte geliyorlar. Bende havale ediyorum içeriye. Kompütere ismi alındıktan sonra ismide resmide beraber yetişir onların buraya gelip bir saat dursalar tamamdır. Kayıtta geçmişlerdir. Onları bırakamayız dışarda. Bu efendi kendi keyfine geldiyse hemen yollayacağım burdan. Kendi kendine kimse gelmez buraya. Kalbine verilir gelir.

 

Evliyasını unuttu onun için belaya düştü bu millet. Onu söylemek isteriz. Evliya kapıları kapandı. Türbeleri kapandı. Dergahları terkedeli tekkeleri yıkıldı başlarına. Sizmisiniz bizi yıkan? Bizde sizi yikacağız diyoruz şimdi. Şimdi devir geldi evliyalara. Evliyaların kabirlerini yıkanları yıkacak şimdi. Tecelli değişti. Evliyasını bilmeyen kimsenin imanı sahih değil. Ne için olur? Taklidi bir iman olur. Lakin kalbine iman nurunu açacak olan evliyaullahtır.  Peygamber varisi onlar. Varistir ondan kuvvet alir. O kuvvetle verir. Evliya peygamberleri yeryüzünde temsil eden. Unuttular.

 

Bir kimse geldi. Beyefendi nerden geliyorsun?

 

'Eskişehir'den geliyorum Şeyh Efendi' dedi.

 

Peki, niye geldin?

 

'Ziyarette'. 

 

Eskişehir'de eli eteği öpülecek sayılacak sofrası açık bir zat varmı? 

 

'Hic kalmadı Şeyh Efendi'.

 

Eskişehir belki bir milyonluk şehiri. İstanbul'un 15 milyonluk nufusu var. İstanbul'da varmı kapısı açık eli öpülecek hayır duası alınacak?

 

'Olsa buraya gelmezdik'.

 

İyi, iyi iş yaptın. İstanbul'un taşı toprağı evliya. 700 sene imparatorluğu’la İslam'ın sancağı Peygamber'in sancağını kaldıran millet bu millet. Nereye düştü şimdi? Bir birlerini yiyorlar.

 

Allah 'müminler kardeştir' diyor.

 

Ana karnındaki kardeşliği söylemiyor Cenabı Allah. Muminlerin kardeşliğini söylüyor. Kabirde imam telkin ederken ölüye 'mumin ve mumineleri kardeşlerin olarak hemşerilerin olarak kabul ettinmi?' soru. Kabirin içinde yatacağiz. Bügün değilse yarın. Yarın değilse gelecek sene. Gelecek sene değilse öbür sene.

 

Bir ecnebiden mektup geldi. İngilizce. Acayibime geldi. O mektubu yazan kimse eksik etek derler. Eksik etek dediği kadındır.  Bir yaşlı kadın hatun kişi mektup yazdı. Maneviyatta bizim halimizi ona göstermişler. Mektupla bizi aradi onu kabul edelim diye. O mektupta 'bu insanlar çok çabar ve kibirli oldular. Çok kibirli çok azametli. Kendilerini bir şey zannediyorlar. Neye dayanarak? Beş para etmeyen teknolojileri var diye. Lakin bir sürü ıvır zıvır icat etmişler onlara güvenip gökyüzünün yeryüzünün Rabbisine asi geliyorlar. Kibirleniyorlar. O hatun kişi yazdı bu insanlar diyor ne kadar kibirlendiler. Kibirlendikce çirkin oluyorlar. Ben onların cansız vücütlarını yıkarım dedi bana. Yani ölü uyucu kadınları yıkayan. Ne güzel halleri var diyor. Böyle yatıyorlar. Ne azamet kaldı ne kibir kaldı ne büyüklenme kaldı. Hiç.

 

Usta, hanımefendi nasıl? Girdiği salona siğmazdın. Giydiği isbaplarlan çok gururlanırdın. Boynundakı incilerle kulağındaki küpelinlen elindeki bileziklerlen şangır şungur meclise girdiğin vakitde meclis seni sığmazdı. Sığmazdı. O kadar azametli tavrın vardı. O kadar kibirli. Ne oldu? Ah ne oldun? Ne kibirin kaldı ne büyüklüğün kaldı ne süsün kaldı ne cevahirlerin kaldı. Boğazından almışlar. Hay. Kulaklarındaki küpeleride almışlar. Elindeki bileziği parmağındaki küpeleride almışlar böyle yatiyorsun… Yatiyorsun.

 

Kibirsiz çok güzel şimdi halin. Hiç bir şeyin kalmadı kibirinde kalmadı. Dünya dünyalık elinden gitti şimdi çok tevazu sahibi oldun. Ne kibirin kaldı ne büyüklüğün kaldı ne ittavacılığın kaldı. Ben beyim ben paşayım generalım bakanım bakmayanım başbakanı kıçbakanı. Ne yapalım geleni söyleyeceğim.

 

Kitaptan anlayan herifmi var burda zaten?  İşte böyle kelamı anlayacak. Kitaptan bir şey söyle hepsi uyuyacak bende uyuyacam zaten uyukladıydım. Bende uyuyacam burda.

 

Dört mezhep haktır. Beşinci mezhep üzerinden konuşuyorum şimdi… Ne kadar rahat şimdi.

 

'Ya Şeyh Efendi'.

 

Nerden şeyh olduk be? Kim isterse olsun.

 

Şeyhliğin yükünü biz çekemeyizki.

 

Ee Şeyh Efendi Hazretleri elindeki şeyleri çıkartmazsak gece vakti gelip kabrini açacaklar elindekini boğazındakileri alıp götürecekler. Yaparlar diyor. Onun için zenginler iki kabir açar. Bundan haberin yok senin.

 

Bir kabire onun plastikten bir kefenlenmişi koyarlar aslını başka yere. Aslını bildiği vakitinde en azından diyecekler bunun kefeni olsun para eder. Ucuz bezden değil bunun kefeni çıkartıp alalım.

 

Öbürü derki 'ya usta çekicde alalım.’ Ne yapacan çekici? ’Belki altın dişi vardır herifin ya karının. Altın dişini sökelim. Kefeni pahalı çekicde alalım ağzına bakalım. O kuvvetli batarya pil getirelim bakalım ağzına. Varsa çekip alalım.’ Bu dereceye düştü insanlar şimdi. Bu derece rezalete düştü.

 

Gördüm Hicaz kralını üç sene evvel galiba vefat oldu. Namazını kıldırırlar. Gömülecek yere dört kişi getirir onlar. Orda resim çikartmaz. Ama hangi antikaysa buldu resim çıkardı ki kralın defin olunduğuna dair. Televizyonlarda aldı ama yerini tespit edemedi. Gömdükten sonra çıkıp tümsekte koymadılar ona. Düm düz. Ne başına taş ne ayağına taş. Hiç birşey yok. Bunların korkusu ne? Şimdi zannederlerki bu kadar milyar parası var belki o kralın kabirin içersine sermişler de onun üstüne yatırmışlar. Belki olur diye yerini kattiyen bilemezsin. Vahhabi mezhebi bu.

 

Hepsi böyle yatıyor diyor bana mektupta. Ben hanımları yıkarım diyor. Ben onlara bakar konuşurum. 'Ah ne güzelsin şimdi. Hiç kibirin kalmadı ki salonlar seni sığmazdı. Saraylara sığmazdın.' Her gün yeni araba.. Öyle kibirli insanlar şimdi böyle rahatca yatıyorsun. Hiç kibirin kalmadı. Azametin kalmadı. Madalyalarında kalmadı... Medeniyyet yularında kalmadı boğazında. Medeni yuları varmı başkalarında? Oh rahat rahat şimdi. Hiç birşeyleri kalmadı. Hepsi yatıyor fakirler. O kadıncağız uyandırdı. Dediki ne kibri kaldı, ne azameti kaldı, ne güzelliği kaldı. Yüzüne bakınmıyacak hale gelende cok var.. ne kibiri büyüklenmesi kaldi. Böyle teslim.

 

Ey insan! Ya Ömer vaazı istersen ölüm yetişir çok yetişir. Ölümden varsa nasihat almayan ibret almayan kimseden hiç hayır yok. Cenazeye gitmezmisiniz? Cenazeye gittiğinde ölümün sana vereceği vaazı kimse veremez. İnsan böyle olacak. Sonra.. sonra..

 

Bir ölü uyucu bu Istanbulda kasımpaşa mezarlığında bir mezarcı varmış. Osmanlı zamanında bir müderris dersi bitirmiş ve kıbrısa gelecek. Bir defa o kabristanı ziyaret etmiş. Mezarcıyı görmüş.

 

'Ey Mehmet ağa, ey ölü uyucu, mezarlık bekcisi, ölüleri defn eden kimse. Ne kadar var burda?'

 

Kırk senesini bilirim ama ondan öncesini bilmiyorum.

 

'Peki bu kadar sene içerisinde sen bu kabristanda acayıp bir şey gördünmü ölü defn ederken?'

 

Sen yeni bir müderis oldun oğlum sana aynül yakin olan bir meseleden haber vereyim uyanık kişi ol.

 

İki mesele gördüm.

 

Bir defa bana dedilerki bir dünya büyüklerinden birisi zenginlerden hatır sayılan kimselerden birisi geliyor defn olacak bu mezarlığa vasiyeti üzerine. Buna bir mezar hazır et dediler. İkindi namazını kılıp gelecekler. Ben gittim kabiri kazıp hazır ettim. Çıktım kabirin kenarında dinleniyorum cenazenin gelmesini bekliyorum dedi.

 

Ne var burda dedim. Yılan ıslığı. Ama ne ıslık. Sağı sola baktım birsey göremedim. Baktım ansızdan kabirin içine ne yılanlar, ne siyah böyler, ne akrepler, ne kırk ayaklar, ne haşeratın bildik bilmedik içersinde karışıyor. Bu herifler gelip görürlerse benim başımı kırar bunlar. Hemen başka yerde kabir kazdım. Yine dinlenirken ıslık çalmaya. Yılanın sesi. Ötekinden beter. Her renkten. Bir tanesini görse insan burdan Lefke'ye kaçar.

 

Na yapacam yahu? Uzak bir yere koşup yeni mezar kazdım. Gücüne güç, helak oldum çıkardık kabri. Yine dinlenirken ıslık. Baktım içersi dolu. Bir baktım cenaze geliyor. İtibarlı kimse kalabalık arkasında. Üç tane kabir açtım üçüde böyledir.

 

Şimdi ne yapacam? Ne cevap verecem? Başıma dert olacak başımı kıracaklar bunlar. Gelip bakmışlar iyi kazdın mezarcıbaşı diyorlar. Çok iyidir kabir aferin sana. Ben bakıyorum içersine dolu. Hiç biri bunları görmüyor bunu. Şimdi atla bir kişiyle beraber kabirin içinede cenazeyi indirelim. Nasıl ineceğimi şaşırdım ben? Öbur adam hemen atladı. Haberi yok onun. Indi durdu. Ben ayakta kaldım.

 

'Ne bakarsın mezarcı insene içersine’. La havle ve la kuvvette indim. Ben indikten sonra yılanlar geriledi. Aldık koyduk kapattık. Ağaç koyduk. Hepsi oraya girdi. Ben duyuyordum kapattıktan sonra 'çır çır çır' kefeni yırtıkların o haseratın. Onun üzerine hucum ettiklerini sehir ettim gördüm.

 

Bir defa da haber geldi bana bir kabir kaz. Hayrına kabir kaz bir gariban için kimsesiz. Kazdım bekliyorum o gariban gelsin diye. Uyuklamışım. Sonra baktım ne güzel koku. Gülnasir kokusu. Nerden geliyor? İçine baktım uçuşuyor o kokulu güller, gülnasirler, yaseminler, fullar, karanfiller. Böyle pamuk gibi uçuyor. Aman ne güzel dedim. Bende indim içine. Biraz sonra dört kişi getirdi o fakiri.

 

'Be usta nerdesin?’ Çağrıyorlar. 'Nereye kayboldun sen. Ölü geldi'.

 

Ses çıkarmadım çünkü çok iyi yer. Çok hoş cennet bahçesi. Oraya buraya baktılar ve buldular.

 

'Sensin? Çıksana be herif ordan omzumuz düştü herifi getirene kadar! Başka yatacak yer bulamadınmı?'

 

Ne yapalım yığının üstünde uyudum devrildim düştüm içine dedim. Defn ettik üzerine kondu onlar. Toprağı örttük gömdük kendisini dışarıdaki o güzel koku hala devam ederdi diyor.

 

Bu iki vukuatı gördüm demiş mezarcı. O müderis efendiyi ben bilirim burda 60 sene evvelinde. İlk geldiğimde şimdi 70 sene oluyor. Onun için oraya bak. Giydiğinle kurtulacakları yok ya. Nasıl karşılanacaksın orda düşünmüyor kimse. Düşündükleri dünyada ne kazanacağım ne yiyeceğim ne giyeceğim nereye bineceğim nereye gideceğim nerde gezeceğim. Ama burnundan gelir.

 

İnsanlar ahireti unutmuş. Ahireti unutan Allah'ı unutmuş olur. Allah'ı unuttan Allah'sızdır. Haşa.

 

Ve dünyada azap başladı şimdi. Çünkü o şeytan dolabı zaten dünyada ne olursa onda görür.  Bir ok atar kalbine insanın. O şeytan dolabına baktımı kalbine kasvet basar insanların.

 

'Ey Şeyh Efendi, nasihat dinleyelim'.

 

Ne nasihatı be. Nasihat dinleyeceksen git mezarlığa. Yok, göbek atanlarda var onun içersinde. Nasihatınla öbürleride var. İyi nasihat ediyor sizlere göbek atanlar orda. Sabahtan akşama birde elinde bir boru ha çağır ha cağır, ha çağır ha çağır. Ateşin işersinde çarptıracaklar onları bu türkücüleri. Kadın erkek. Başka işleri kalmadı.

 

'Ey müslümanlar, bügün dünya yarın ahirettir. Söylediğimiz mesele ahiretiniz içindir. Ahiretinizi hazırlık yapınız. Dünya ehli cehenneme gider. Ahireti isteyenler cennete gidecektir.

 

Ya Rabbi, Sen bizi af eyle. Ya Rabbi bize hakiki tövbeyi nasip eyle.

 

Ya Rabbi Senin evliyalarını sevmeye nasip eyle. Bu sözü sürsek sürsek gelecek haftaya bitmez. Lakin azdan çok anla sen. Burda herşeyimiz var. Para pul istemeyiz biz. Rızkımız Cenabı Hakkın lutfu keremidir. Geliyor. Elhamdülillah boğazımızdan hükümet parası hükümet lokması geçmedi. Öyle demiş büyükler eskiden.

 

Eğer mümkünse beylik çeşmesinden su içme demişler. Şimdi millette hepsi beylik çeşmesine hucum eder. Aman aylıkcı olayım aman devlet memuru olayım. Devlet memuru olursun ama çekeceğin var... aza kanaat ol. Çok diyerekden haram kazanci kabul etme. Helalından az bütün dünya kadar haramdan iyidir bir lokması.

 

Yediğine dikkat et. Çocuğuna dikkat et. Kendi haline dikkat et. Yarın Hak divanında duracağız. Ne söyleyeceğiz?

 

'Ey Benim kulum, iyi kullarımı aradınmı?' soracak Cenabı Allah.

 

'Hangi kulumla yürüdün sen dünyada? İyi kulumu aradınmı?’

Aramadın, alın melaike bunu o kötü kulların olduğu yere.'

 

İyi kulları arayacaksınız. Kurtuluş ondadır. Allah bizi af eylesin.

Ol Habib hürmeti için çünkü kainat onun hürmetine yaratılmıştır.

 

Ya Rabbi ya Resulallah bize şevkat şefaat ver.

 

Fatiha.

 

 

[Audio]   [PDF]  [ Aktüel sohbetler ]