EDEP YA HU
Her kim
Şeriata kendini uydurmak islerse, Tarikat yolunu gözetecektir ki
Şeriatı tutabilsin. Şeriat; ilimdir. Tarikat; ameldir.
Birbirinden ayrılması yok, tatbikatı vardır. Tarikat mana
olarak "yol" dur. İstılahta manası; Allah'a giden yol
demektir. Öyleyse Allah'a gidecek, Allah'a kavuşmak isteyen, Allah'ı
bulmak isteyen insan, Allah'ı Onu razı ettiği halde bulmak
isteyen kimse Tarikat edebine dikkat edecektir. Tarikat üzere talim gösteren
makam, Lefke'deki dergahımızdır. Buraya bazı zatlar;
"Sümbüllü Dergah" derler. Burada Tarikat edep, usul ve istilah
gösterilir. Tabi bu acemi efradın ilk talim gördüğü yere benzer.
Kapılar açıktır, nasibi olan kimseler gelir. Buraya kîm
gönderilirse, ihtiyacı olan, iyi olmak ve daha iyi olmak isteyen gelir.
Hasta iyi olmak İçin, deli akıllanmak için, cahil öğrenmek için,
şaşkın doğrulmak için, eğri düzelmek için, kafir gelir
imana gelmek için, asi gelir tövbe etmek için, şaşkın gelir
doğrulmak için, günahkar gelir Allah'ın mağfiretine ermek için,
mümin gelir Allah'ın mağfiretine ermek için, taat ehli gelir
Allah'ın cennetini bulmak için, Cemalullahı isteyen gelir, ilahi
visale ermek için herkes gelebilir. Burası merkezdir. Bütün milletler
İçindir. Bu kapıdan kimse geri çevrilmez. Ancak nasipsiz olan kimse
gelmez.
Mevlana Celaleddin-i Rumi;
"Kafir de olsan gel, mecusi
de olsan gel, günahkar da olsan gel" diyor.
Uzak durma bu kapı
geniş bir kapıdır. Kişileri temize çıkartmak için ve
Allah'ın huzurunda lüzum eden edepleri öğrenmek için bir
makamdır. Kim islerse gelebilir. Buraya geldikten sonra buradan çıkan
adam doluysa boş gider. Boş gelirse dolu gider. Buraya kendi
bildiğinden başka bir şey kabul etmeden gelen adam dolu gider,
çünkü buradan bir şey alamaz. Dolu ibriğe su konmaz. Dolu gelen yine
geldiği gibi gidecek. Burası talim merkezidir. Buraya gelenleri azar
azar tarikat usulüne göre terbiye etmek vardır. Buraya seyirci gelen kimse
seyreder, alabildiğini alır çıkar gider. Yok eğer bu yolda
daimi olmak isteyen kimseye, şeyhliği kabul eden adama talimat başkadır.
Şeyhliği kabul ettin mi riayet edeceksin:
Bu makamda Şeyh Efendi var,
söz onundur, emir onundur ve onun iradesi burada yürür
Bu ilk öğrenilecek
meseledir. O zaman şeyh Efendi yirmidört saat hangi makama giderse o
kimseyi de beraber alır, değilse olduğu yerde kalır.
Tarikat edebini ve terbiyesini öğrenecek kimsenin ilk bileceği
mesele; Şeyhinin emrinin dışına çıkmamaya gayret
elsin, çıkarsa sopa yer. Sopa hayvan içindir. Kendini hayvan yerine
koydurma insan dur, ne azar işit ne sopa ye. Şeyh Şerafettin
hazretleri, Sultanımız Abdullah Dağıstani hazretlerine;
"Abdullah Efendi bu kadar
senedir sana dikkat ediyorum bir defa kendine yaramaz dedirtmedin"
demiş.
Bu kadar edebi güzel, hizmete
hazır bir kimseydi. Yaramaz dedirtti mi kendini aşağı
düşürür. Buraya gelen giden kimselerin kendilerini idare etmeleri
lazımdır. Bir gün Büyük Şeyh Elendi hazretlerinin sohbetinde
bana;
"Yirmidört saat
zarfında, İhvanlardan bir kimse yirmidört türlü zıt üzerine
geldiği halde halen fiilen bir gazap, bir öfke izhar
ederse o kimse Tarikatın
dışında kalır."
dedi.
Senin darılman başka,
izin verilen insanın darılması başka, izin verilmeyen
adamın öfkesi başkadır. Tahammül edememesi, beğenmemesi,
hoşlanmaması,zil bir iş gördüğünde yirmidört saat tahammüle
dayanamayan adam Tarikatın dışında kalır. İhvan
bir kimse ihvanlardan gelecek yirmidört çeşit zıtta karşı
tahammül edecek, halinin değiştiğini, Öfkelendiğini,
bozulduğunu, darıldığı-nı, gücendiğini,
küstüğünü göstertmeyecek. Bir ihvan bir ihvana üç gün küsse, küsmesi üç
gün devam etse kırk gün şeytanın temellütü altına yani
eline girer. O zaman o kırk gün İçerisinde dünyadan gitse,
şeytanın hükmü altında kalıp,
imansız gider, ö onun
imanını çalar. Bir kimse kemal makamında olursa, yani
yetişir, olgun bir hale gelirse o zaman ona izin verilir, İzin
verilmediği takdirde ta çilesi doluncaya kadar onun etrafındaki
kimselerden gelen hareketlere karşı tahammül göstermesi mecburidir.
Kendinin noksaniyetlerini tamamlar, hangi tarafı zayıftır diye
yoklar ve Şeyh onu takviye eder. Onun İçin Tarikat usulü kolay yol
değildir. Eğer adam olmak istersen kendi adetlerimizi,
alışageldiğimiz halleri bırakacağız. Eğer
adam olmak islemezsen, gene nefsinin eşeği olacaksan o zaman ne
istersen yap. Burada olur, gelen gidenle kavga el dövüş, sövüş hiç
korkma nefsinin eşeğisin. Yok eğer nefsine bineceksen, süvari
olacaksan, o zaman çilen dolacak ki adam olacaksın;
- "Şöyle derim, böyle
yaparım..." demek çok
kolaydır.
Dışarıdakilerin
hepsi Öyle yapar. Dışarıdaki adamla bizim
yanımızdakilerin ne farkı var? Dışarıdaki senden
daha sabırlı olursa buradaki adamın ne kıymeti var?
Dışarıdaki adam kadar sabredemezsen Tarikatta o adamın
işi
nedir? Burası nefsani
ahlakları bitirecek tedavi merkezidir. Nefsani ahlakların içerisinde
en kötü olanı nedir? Nefsinin bir türlü bırakmak istemediği
-"Ben en iyisi olayım,
ben en yükseğiyim, bir numarayım, ben yakar yıkarım,
hepsinden ileriyim..." demesidir.
Beyazıt-ı
Bestami hazretlerine bir alim gelmiş;
- Ya
Şeyh, intisap etmek isterim, Tarikat alayım bana usul bildir!
Bunun
üzerine Beyazıt-ı Bestami hazretleri;
- Git
saçını sakalını sıfır traş et, ondan sonra
bir torba ceviz al, hisarın dışında çocukların cirit
oynadığı bir meydan var, oraya gideceksin, o bir torba cevizi de
yanına koyacaksın çocukları yanına
çağıracaksın başını açıp "Bir
şaplak vurana bir ceviz, iki şaplak vurana iki ceviz, üç şaplak
vurana üç ceviz"
- Ya Şeyh bu nasıl iş, bu
nasıl Tarikattır? Böyle Tarikat mı olur? Böyle Tarikat olduktan
sonra ben girmem.
-
Girmezsen buyur başka tarafa git daha başkasını sana
söylerler.
Halid-i
Bağdadi hazretlerine şeyhülislam gelmiş ve demiş ki;
-
Tarikata gireceğim, intisap edeceğim
- Kabul
ettim seni, cemi'ül kebirin abdesthanelerindeki istinca
taşlarını Dicle nehrinde yıkayacaksın,
temizleyeceksin, getireceksin. Abdesthaneye gelen insanlar taharet ederken
temiz taşlar bulacaklar. Pis taşları götürüp temizlersin,
temizleri getirirsin.
- Peki
baş üstüne, başka?
-
Başka yok, senin işin bu.
İnsanın
nefsi çok yüksekte durur. (Haşa) Allah'ı da geçmek ister. Sen
bildiğinle mağrur olursun. Senin bildiğinin bir
fazlasını şeytan bilir. Bildikleriyle mağrur olanların
hepsini Allah aşağı indiriverdi.
- Amel
nedir?
Ameline
mağrur olacak olursan şeytanın yerde ve gökte secde
etmediği bir karış yer yok. Öyleyken mağrur oldu, gitti.
Halid-i
Bağdadi Hazretleri Şeyhülislamı mağrur olmaktan, gururdan
kurtarmak için birdenbire onun seviyesini indirip;
- Git,
böyle temizlik yap, dedi.
- Peki,
dedi.
Nefsini
o derecede bitirdiği vakit, bir gün sabah namazından sonra Şeyh
Efendinin dizinin dibinde oturmuş;
- Gözünü
yum. Gözünü yumdu;
- Aç!
dedi ve kendisini Kabe-i Muazzamada oturuyor buldu. Bağdattan Beytullah
kırk günlük yol.
Diğer
alim:
-
Saçı sakalı niçin traş edeyim ki? Çocuklar ceviz vermeden de
vuracak, ceviz bulduktan sonra epey şaplak yiyeceğim!
Onun
için insanların çoğu bu gurur içerisinde olur. Tarikat bu gururu
düşürtmek ve nefsini indirip bitirmek ister. Nefisle beraber Tarikat
yürümez.
-
Şeyh ne lazım bana!
dersen
sana şeyhlik yapacak şeytandır, nefistir. Buna dikkat edilmesi
gerekir. Kendi iradeni bitirmeye bak, şeyhin iradesi vardır. Bu
dergah'ta Allah'a giden yolun başı olarak nefsini
sıfırlayacaksın. Çünkü Allah seni nefsinle kabul etmez.
Allah'ın huzuruna nefsinle gidemezsin.
-
Bırak o küstah ve asi nefsini...
-
Nasıl geleyim?
- Ya
Eba Yezid, "utrub nefse ve taal" Nefsini bırak, bana gel,
nefsinle gelme bunu istemiyorum.
Tarikat
meselesi nefsi sıfırlamak içindir. Nefis pisliği ile huzura
giremezsin, bitireceksin. Ona göre dikkat edin. Çünkü vakitler
yakındır. Bu hafiften talimatımız birazdan ciddi talimata
döner ve size halvet ve riyazat emir olunur. Lakin halvet ve riyazatı daha
önceki emirleri tutamayan adama veremeyiz. Halvete girmeyen adam da yol kesemez.
Halvete girdi mi roketin içine bindi demektir, çıkacaktır, melekuta
yol verilecektir. Bakılır; talimat dinlediği yok, bu iş
için yaramaz diye rapor verdi mi rokete bindirmezler. Rokete binecek adam kaç
türlü imtihandan geçer. Melekuta gidecek adamın da kendi Şeyhinden
itibaren bütün şeyhlerin imzası lazım. Büyük Şeyh Efendi
hazretlerinden sonra Efendimizin (a.s.) imzası lazımdır. Büyük
Şeyh Efendi hazretleri:
"Her
gün şikayet istemem, şikayet mevzunu bırakın, birbirinizle
gül ile bülbülün muhabbeti gibi muhabbetle geçineceksiniz, değilse Kaf
dağının arkasına atarım, bu yeri bir daha
göremezsiniz. Başka zatın emrine attığım vakit,
onların terbiyesinde benim gibi müsamaha yoktur, 'Bu yaramazı sen
yarar hale getir' deyip gönderdiğimiz vakitte o insanın orada
çekeceği vardır"
Onun
için mümkün mertebe dikkatli olalım da meşayıhın huzurunda
yüz aklığıyla bulunalım ve oraya varalım.