Ebediyetin peşinden koşun!
7 Şaban
1428 / 19 Ağustos 2007
Mevlana Şeyh Nazım
Hakkani, Lefke, KKTC
Bismillahirrahmanirrahim

Ya Rabbi!
Tövbe ya Rabbi! Tövbe ya Rabbi! Tövbe ya Rabbi!
Estafirullah!
Şükür
ya Rabbi! Şükür ya Rabbi! Şükür ya Rabbi!
Elhamdulillah!
Esselamunaleyküm!
Allah bizleri af etsin, beni af etsin! Af edilmeyi isteyin çünkü
af edilmekte rahmet var.
Af edilmeye doğru gitmessen, rahmet gelmez.
Esselamunaleyküm! Selami unutma. İnsanlar unutuyor ve
sonra şiddet geliyor. Şiddet geliyor çünkü Esselamunaleyküm
söylemeyi unutuyorlar.
Eüzübillahiminaşeytaniracim. Şeytan insanlara
Esselamunaleyküm dedirtmemeye bakıyor. Onlarda değişik ve saçma
şekillerle selam veriyorlar, ama iki kişi bir araya gelince en
kıymetli selamlaşma Esselamunaleyküm demektir. Esselamunaleyküm
dersek, rahmet gelir.
Eüzübillahiminaşeytaniracim. Yüce Allah sizi korusun ve
Şeytanın tuzaklarına düşürmesin. Şeytan her yere bir
tuzak kurmuş ve ilk hedefi insanları içine düşürmek. Ve bizde bu
tuzağa düşmemek için Eüzübillahiminaşeytaniracim, Ya Rabbim,
Sen bilirsin onun yaptığını deriz. Ve yüce Allahda kuluna
böyle hitab eder: Ya kulum, uyuma! Kafasız olma. Unutmaki Şeytan
senin en tehlikeli düşmanın, sana selam vermeyi unutturur,
unutursun!
Şeytan son gayretini gösteriyor, insanlara
tuzaklarını unutturuyor. Ve Şeytan Adem
oğullarını tuzaklara düşürmek için binlerce hile
kullanıyor.
Bismillahirrahmanirahim. Bismillahirrahmanirahim dersen,
ilahi koruma altına girersin.
Bismillahirrahmanirahimsizleri koruyor!
Destur, Ya Sayyidi! Ya Sultanu-l Evliya!
Allahın sevgili kullarını unutma! Bunlarin
peşinden koş, bunları bul!...
Ceylondan olanlar var, onlar burada, bazisi
ve orasi
meşur yer kıymetli taş için. Yanlız sanmıyorum o
taşlar kolay bulunur, hayır. Çok
zordur bir parça yakut veyat zümrüt bulmak, okadar çeşitli değerli
taşlar var. Belki şu an büyük kazma yapıyorlar, yanlız bir
küçük taş bulmak için, okadar zor. Evet. Kolay bulacağını
zanedersin? Bir kabuk kolay bulabilirsin, yanlız bir deniz kabuğun içinde
bir inci bulmak çok zor.
O yüzden Allah için olan, Allah için çalışan
insanların tek hedefi tek düşündükleri: Ne yapıpta Rabbimi benden
memnun edebilirim?
Bir gün boyunca okadar çok hareket yapıyorsun. Büyük
Şeyh Allah rahmet eylesin bir insan 24000 değişik halden
geçebildiğini söylerdi hepsi Ondan gelen. Bu herkez için geçerli ve
hepimiz yakalamaya çalışmamız lazım, hangi halimiz Rabbimizin
huzuruna bizleri yakın kılar.
Bir düşün hangi gayret Rabbimizin huzurunda daha değerli.
Bir Allah için yaşıyan, Allah için
çalışan ve Allah için göçen değerli insanlarin tüm gayretleri
Allah için. Ve bu insanlar ilahi koruma altında olurlar. Onlar inçi. Onlar
elmas. Onlar yakut. Onlar zümrüt. Yanlız onları bulmak çok zor, öyle
birini bulmak.
Insanlar artık kulluk yapmıyorlar, ama fiziksel
isteklerin esirleriler. Başka düşündükleri yok, her zaman mümkün
olduğu kadar çok fiziksel istekleri karşılamak peşindeler.
Tüm gayretlerini ve fiziksel bedenlerini fiziksel varlıklarına zevk
aldırmak için vermeyi seviyorlar.
Bir gün insanlar son günlerine varacaklar; buda önemli gün
olaçak çünkü bu hayatı başka tanımadığın hayat
için birakacaksin. Bunları belkide Peygamber Efendimizin (s.a.v.s.) açıklamalarından
biliyorsun, birşey biliyorsun. Yanlız
laysa-l-khabar ka-l ayam(?)
sanma bir şeyi duymak bir şeyi görmek ile aynı!
Raudatu-n Nebi swsden duymuş olabilirsin.
Allahın evinden, Beytullahdan duymuş olabilirsin ve bunlari görmek,
öpmek ve orada olmak için büyük bir isteğin olabilir. Ama buradasin! Çok
içten istiyorsun, yanliz oraya gidip ve varınca, değişik bir
hava bulacaksın, çünkü bakıp ve göreceksin: bu Allahın evi,
Ibrahim ve Ismail aleyhisselamin yaptığı. Bu mübarek Kaabe, tüm
Peygamberlerin ve Peygamber Efendimiz Muhammed saws cevresinde yürüdüğü
Rabbimin evi. Orada tavaf etmiş, yürümüş ve Ya Rabbim, bizi af et!
Ya Rabbim, bize rahmet okyanoslarından ver! demiş. Bakmak duymaya
benzemez.
Şimdi herkez duyuyor bir son gün gelecek diye. Ama hiç
düşünmiyorlar
son nefesimizde neyi görecez diye. Neyi anlamışsak,
son nefesde öyle görecez.. yeni bir alem senin önceden hiç geçmediğin.
Bazi insanlara çok büyük zevk ve bazi insanlara büyük azap olacak özür
dilerim. Bunlar çok acınacak halde olacaklar. Bazi insanlar çok mutlu ve
çok insanlar çok mutsuz olacaklar.
O yüzden, ey insan, şimdi birsey yapiyorsun, şu an
birseyin peşinden koşuyorsun, yanliz bilmen gerek, neyin
peşinden koşuyorsun, değerlimi değilmi. Değerli
hazineler olsa bile, sonsuz hazineler, yanliz bunlar hepsi hiç olacak, sen ebedilik
kapusuna varmış olunca. Ebediyet! Insanlar için ne kadar güzel bir
sözcük, ebediyeti görmek ve duymak! Oy, ne kadar çok ferahlık geliyor
insanların kalplerine, ebediyete varacaklarını bilince.
Ölümsüzlük, sonsuz güzel okyanuslar, sonsuz hayat okyanusları, sonsuz
huzur, kusursuzluk okyanuslari, rahmet deryaları!
Burada ne var? Hiç! O yüzden deriz: Rahmet iste burada. Sana
rahmet yetişirse, seni hem burada hemde ahirette mutlu eder!
Hayatının son nefesine varınca, başka bir giriş kapusu
bulman gerek, hiç deymediğin, hiç görmediğin, hiç
tatmadığın!
Ey insanlar, bakın! Burada bana okadar çok hasta insan
geliyor. Belki şimdi birini gördünüz dişarda
o öyle güclü ve
yakışıklı adamdı, ama bugün onu tanımak ve
onunla olmak nekadar zor. Sonu yaklaşmak üzere
belki o insan milyoner,
bilyoner veyat trilyoner şimdi bakın bitmek üzere, eriyor, eriyor..
adım adım, nefesden nefese çöküyor.. belki ona burada hazineler var,
ama ona birşey ifade etmiyor vermiyor artik çünkü vücudu
yaşlanıyor. Fiziksel bedeni bitmek üzere. Başta böyle bir halde
değildi, hayat dolu biriydi, şimdi yaşlı biri, göcmek
gitmek istiyor
Ey insanlar, herkes bir gün o güne, o saate gelecek ve
dileyecek: Ey Rabbim, artık bu yükleri fiziksel bedenimde
taşıyamıyorum, ruhumu al!
Insan sonunda bunu söylerse: Bu fiziksel yükü, fiziksel
bedeni üstümden al, ya Rabbim! Beni ruhani bedenime vardir.
Ama bir insan kendini hayatı boyunca
hazırlamamişsa, bu eski binayı bırakıp yenisine, ebedi
bedene koşmak kolay olmaz. Hayır, kolay olmaz! Şimdi böyle bir
insan daha çok burda kalmayı diler, ölmeyi değil. Ama bir insan
bilirse ona ahirette hazirlanmış olanı ve hayatı İlahi
kanunlara uygun yaşanmışsa, öyle bir durumda olmaz. Hayır,
ona bir zorluk olmaz fiziksel bedenini birakmak. Öyle bir insan olurki,
eskimiş eşyalarini biri gelir ve üstünden alır ve kendisine
yenisini getirip şöyle söyler: Bırak bunları ve
şunları giy!.
Budur mutluluk insan için ve budur şeref, şerefle
giydirilmesi materiel hayatını bırakıp manevi dünyaya,
manevi hayata göçünce.
Ama şimdi insanlar sarvoş, Müslümanlar bile
Peygamberin (s.a.v.s.) sözlerini doğru anlamamaktalar ve Mübarek
Kuranın öğretiği ve verdiklerinden uzaklaşıyor ve
fiziksel bedenin isteklerine koşuyorlar. Müslümanlarin fiziksel bedenlerin
isteklerinin, yemek ve içmenin peşinden koşmaları utanç verici. Birşey
his ediyorsun, birşey tatıyorsun, yanlız bir kısa zaman,
kısa zaman için, ebedi olamaz. Ve bu yüzden bir insan ruhani bedeni ve
onun vardiği tatı istemesse bunu son anında istiyecek, geçici
hayatindan ebedi hayatina göçünce. Yanlız fiziksel bedenlerini yemek
tatmak ile mutlu yapmış olan insanlar, hayatların son
nefeslerine varınca, yemek istiyecekler ve soracaklar: Yemek yemek
yemek!
ve bazileride böyle soracak: Su, su, su!
Ve doktorda diyecek:
Vermeyin ona su!
Ya Hu, bu insan ölüyor. Doktor söyler: Hayır, ölse
bile, su vermeyin!
Ve o insanda ac ve susuz göcmüş oluyor. Hayat boyunca
yeme ve içme ile yaşam zevki almış olan, bunlar kesilince öyle
bir hisse veyat öyle bir korkunç duruma düşüyorki, ona büyük nehirlerin
sularını azından koştursan, o gine ister: Oy, çok
susadım, susadım!
Ya Hu, nehir akıyor azından!
Bu tat bitti ve şimdi ebedi olanı istiyor.
Ey insanlar, ebediyetin peşinden koşun! Ebediyete
varıp sonsuz keyif bulun; yemeden, içmeden, sonsuz keyif bulun. Fiziksel
bedenin yaşlanıyor ve bitiyor. Bitincede fiziksel bedenini alıp
kabristana koyuyorlar. Şimdi ona nehirler versen, o gine ister: Ben
susadım, ben susadım.. veyat: Ben acıktım, ben
acıktım
bunlar beni hiç hoşnut etmiyor, ben başka birşey
istiyorum!
Evet, başka birşey demek, sen yemek içmek yerine
sonsuz keyif istiyorsun. Yanliz kayıp edersen, bittin
Allah bizi af etsin! Ey insanlar, bu her yaşıyan
varlık için bir nasiyat, özellikle insana, ölümü anlaması için.
Yanlız onlar gerçek isteklerinden kaçıyorlar, gerçek
hoşnutluğu birakıp başka yöne koşuyorlar.
Peygamber Efendimizden (s.a.v.s.) bize yetişen bilgiye
göre, hayvanlar ölümden bilselerdi, onlarin kemiklerinde hiç birşey
bulamazdın; onlar kendilerini yemeden içmeden uzak tutmaları
gerekiyor. Yanlız bilmiyorlar ve buyüzden yiyip içiyorlar, kesilmeye
götürülürken bile
bilselerdi kendilerini yemeden içmeden keserlerdi.
Yanlız insanoğlu biliyor, ama ginede yiyiyor ve içiyor.
Allah bizi af etsin! Ey insanlar, tövbe edin ve Yüce
Allahdan rahmet deryalarından gelecek nasip dileyin veyat bu deryalara varıp
ebedi zevk ve rahmete ulaşmayı dileyin.
Allah bizi af etsin ve sizlere iyi anlayış ve
güzel ameller ve Allaha karşı iyi hizmetler versin. Onu unutma! Onu
unutma ve Yüce Allahı hatırlamaya çalış. O yüzden tarikatlar
insanları çokca söyle söylemeyi teşvik ederler:
Allah Allah Allah
Allah Allah Allah
Allah Allah Allah
La ilahe il-Allah
La ilahe il-Allah
La ilahe il-Allah
La
ilahe il-Allah
La ilahe il-Allah
Subhan Allah, Sultan Allah
Subhan Allah, Sultan Allah
Subhan Sensin, Sultan Sensin
, Subhan Sensin, Sultan Sensin,
ya Allah!
Onun ilahi huzurunda en şerefli en övülmüş
kulunun, Seyyidina Muhammad s.a.v.s. şerefine.
Fatiha
[ Orijinal
Ingilizcesi: www.naqshbandi-berlin.org ]
[PDF] [ Aktüel sohbetler ]