YARIN NE OLACAĞINI ALLAH BİLİR
Şükür Yâ Rabbi
Elhamdülillah, Allah bizi şükreden kullarından eylesin.
"Tarikatuna sohbetun ve
hayru fi cemiyye"
Şah-ı Nakşibendî
Hz.'lerinin dediği gibi, "bizim yolumuz sohbet yoludur, toplulukta da
rahmet vardır". Kalpleri bir olan yani kalpleri birbirine uygun olan
kimselerin topluluğu Allah ve Resulüne sevgilidir. Allah ve Resulünün
sevdiği bir topluluk dünyada da ahirette de sevilir. Bu bilinen bir
şeydir. Lâkin insanlar ahireti unuttukça birbirine girişiyorlar.
Dünya muhabbeti insanları sarhoş ediyor ve o sarhoşlukla ne
yaptıklarını ne ettiklerini düşünemiyorlar, bilemiyorlar ve
ızdırap çekiyorlar. Huzursuz oluyorlar, günleri rahatsız olarak
geçiyor. Yarından ümitlerini kesmişler çünkü yarın ne
olacağı meçhuldür. Yarın ne olacağını Allah
bilir. Olacak şeyin korkusu isanlara geliyor, mesela altı ay sonra
gelecek vukuatın korkusu veya bir sene sonra gelecek bir korku
insanların huzurunu kaçırıyor. Rahat edemiyorlar, korku ile
ümitsizlik arasında kalıyorlar. Ümidi kaybolan insan ne dünyaya ne de
ahirete yarar. İnsanı ayakta tutan ümittir.
- Dünya ehlinin ümidi nedir?
Dünya ehlinin ümidi; dünyada çok
kalmaktır. Dünyada çok kalabilirsin ancak seneler arttıkça kamburun
çıkmaya başlar; senelerin yükü omuzlarından bastırır.
Dünyada uzun yaşamak insana bir rahatlık vermez. Buna bir misal
verecek olursak; yeni arabayla eski araba bir değildir; yeni arabaya binip
gaza bastığında neredeyse uçar, eski arabanın hareketi
ağırdır. Eski arabanın motoru zamanla zayıflar,
içindeki alet edevat aşınır ve zor hareket etmeye başlar.
İnsanda yaşlandıkça gerilemeye başlar çünkü insan bu
hayatta ebedî kalmak için yaratılmamış, bu dünyadan gitmek için
yaratılmıştır. Bu dünyadaki insan günden güne bir zaman
için yükselir bir noktaya vurduktan sonra düşüşe geçer.
Düşüşe geçtiğinde bütün azaları gerilemeye başlar.
Dünyada uzun ömür eğer ibâdet için değilse insana hiç yaramaz.
İbâdet için olursa Cenab-ı Allah ruhani kuvvet verir. O ruhani
kuvvetle insan uhdeliğini kaybetmez, azaları gerilemez. Genç ve dinç
olur. İbâdet kuvveti olduğundan ruhaniyeti onu taşır.
İbâdet ve taatı olmayan insanı gençlik çağında fizikî
bünyesi taşır. Fizikî bünye bataryayla çalışan bir alete
benzer. Eğer bataryadan aslî merkeze kendini bağlayabilirse,
bataryası bittiğinde, öteki güç devam eder. İbâdet sahiplerine
ve zikir ehline mesele yoktur;
- Neden?
Ruhani kuvvet onları
taşır. Batarya dursa bile onu yürütecek ruhani kuvveti
hazırdır. Dünya ehlinin ümidi; bu hayatta bu dünyaya daha çok
sahiplik yapabilmek, dünyadan daha çok zevk alabilmektir, kendilerine göre
cismâni isteklerini toylamak, her zaman için zevk-ü sefayla geçinmektir. Dünya
zevklerinden mahrum olmamayı temin etmek içinde ne çare varsa hepsine
hücum ederler
İnsanın tabî gücü
gerilemeye başladı mı bütün âzâlar inmeye başlar. Yani
gençlik çağındaki alacağı zevki bulamaz, bununla beraber
dünya ehlinin ümidi çok yaşamaktır. Çok yaşamak ibâdet maksadıyla
olmadığından bataryalar duracak, bataryalar durduğunda
artık hayat çekilmez yük olur ve ne zaman ölsek de kurtulsak...
diyecekleri gün geliverir.
İbâdet ehlinin ümidi ebedi
hayat hakkındadır. İnancı olmayan kimsenin ümidi; ne kadar
çok yaşayabilirsem yanıma kâr kalacaktır diyedir.
İnanmadıkları için onların ölümden ötede ümitleri yoktur.
İnanan kimse ebedi hayatı ümit eder. Ümit ettikten sonra bu
dünyanın hiçbir şeyi artık ona ağır gelmez.
- İnanan birine bu dünya
niye ağır gelmez? Bu dünya hayatı bittiği andan itibaren
bizim için ebedi hayatın günleri başlar. Ebediyyet sonsuzluktur. O
tarafa atladıktan sonra, ayağını o tarafa
bastığında korku kalmaz. Cenâb-ı Hak'tan ümit: o tarafa o
adımı selamet atabilmektir, çünkü çokları aşağı
düşer. Aşağı düştü mü bitmiştir, artık
yukarı çıkması yoktur, iman eden kimsenin ümidi; bu son geçidi
geçebileceğine dâirdir.
- Cenâb-ı Hakk'ın
keremiyle bu dünya ile âhiret arasındaki geçidi geçebilirim.
Ümidi onları ayakta ve
zinde tutar.Ümidini kaybeden insanlar, toplumlar ve milletler tükenmiş
mahvolmuştur. Milletleri de, toplumları da ayakta diri tutan
îmanlarıdır. iman müessesesi
yıkıldı mı, bitti. Bizim cehdimiz gündüz ve geceleri
Cenab-ı Hak'kın emrini tutmaya gayret etmek ve namaz meselesine
dikkat etmektir. Çünkü ona dikkat eden o köprüyü geçecektir.Dikkati olmayan muhakkak
düşer.
- Nereye kadar
düşer?
Allah'ın
emrinde belki onların düşüşü sonsuza kadar sürer. (Allah'a
sığındık) korkunç bir karanlık ve korkunç bir sona
doğru gitmek felaketlerin en dehşetlisidir. Dünyadan âhirete
geçeceğimiz geçitte, nasıl geçeceğimize dâir hergün her namazda
Cenab-ı Allah'a niyaz etmek lâzımdır ki:
"Yâ
Rabbi bu geçidi geçelim."
"Eğer
kademi sıdk sahibiyseniz geçersiniz," diyor
Cenab-ı Allah. Kademi sıdk, doğru adım atan
demektir. Doğru adım atan kimselerseniz geçersiniz. Doğru basmayan
geçemez. Eğri bastığında o kadar derindir ki ne ip
yetişir ne halat. Allah bizleri kötü akıbetten saklasın. Ümidini
kaybeden insan bitmiştir, insanı dünyada yaşatan ümittir. Dünya
ehlinin ümidi başka, ahiret ehlinin ümidi başkadır. Dünya
ehlinin ümidi sonunda kendisiyle beraber söner. Ahiret ehlinin ümidi
sonsuzdur, sonsuza dek gider ve ümidi artar.Ümidi hakikate çıkar.
Cenab-ı Hak onu ümitsiz koymaz veya ümit ettiğinde onu mahrum
bırakmaz.