Alemlerin Rabbinin Huzurunda
Bismillahirrahmanirrahim
Yarın sana kabirde sual
ettiklerinde;
- Sen kimin için yaşadın, kimin yolunda
yaşadın, kimin için öldün ?
Cevabını
istediklerinde sen ne söyleyeceksin? Bu mühim olan bir sualdir.
Cevabını da tedarik etmek gerekir. Bu dünyada keyfimiz için
yaşarsak, öbür tarafta keyfimiz iyice kaçar. Bu dünyadayken sen
Cenab-ı Allah'ın keyfine uyarsan, bu dünyadan ahirete
aktarıldığın vakitte keyifli yaşarsın. Bu dünyada
Cenab-ı Hakk'ın hoşnutluğunu arayan kimseye Allah, bu
dünyadayken hoşnutluk verir. Ahirette de o kul hoşnut olur.
- Bu dünya hayatında kul ne zaman hoşnut olur?
Bu mühim bir noktadır,
çünkü herkes bu hayattayken hoşnut yaşamak ister. Hiç kimse tedirgin
bir hayat arzu etmez. Her kim bu dünyayı iyi geçirmek ister, hoşnut
olabileceği bir hayat isterse buna vesile olan ne varsa onu bilmesi
gerekir. Eğer sen bu dünyada hoşnut olarak bir hayat yaşamak
istersen Cenab-ı Hakk'ı hoşnut etmeye çalış. Sen
Cenab-ı Hakk'ı ne kadar hoşnut etmeye gayret edersen,
Cenab-ı Hakk da seni hoşnut edecek esbabı halk eder. Her ne
tarafa dönersen hoşnut olacağın bir şey bulursun. Kalbini
ferah edecek bir şeyle karşılaşırsın. Ama sen
Cenab-ı Allah'ın hoşnutluğunu düşünmezsen her ne
tarafa dönersen sana bir süngü takılır. Oku çekip bir mızraktan
seni dürlerler. Bu çok kolaydır. Söylemesi de kolay, bilmesi de
kolaydır. Lakin tatbikatında biz çok ihmalkarız. Cenab-ı
Allah'ı hoşnut etmeye koştur. O zaman bütün Alem seni
hoşnut etmek için seferber kılınır. Sen gözünü
açtığın andan itibaren niyet et;
- Ya Rabbi, bu gün benim niyetim
seni darıltmamaktır.
Aklı başında bir
talebe, kendi hocasını veya müdürünü darıltmayı istemez.
Bir memur hiçbir gün; "Ben amirimi, müdürümü darıltayım"
diye aklından geçirmez. Hiçbir asker üstünü darıltıp, öfkelendirmek
istemez. Hiçbir kadın kocasını darıltıp, öfkelendirmek
istemez. Yine helal süt emmiş, helal lokma ile yetişmiş bir
evlat anasını, babasını darıltıp gücendirmek,
öfkelendirmek istemez. Gerek çocuğun, gerek memurun, gerek işçinin,
gerek öğrencinin menfaati, çıkarı, üstlerinin kendisini
saymasında, onlara kendini sevdirmekle onların hoşnutluğunu
kazanmasıyla olur. Bunda şüphe yoktur. Peki sen insan olarak niçin
Cenab-ı Allah'ı hoşnut etmeyi düşünmezsin veya niyet
etmezsin?
- Nasıl hoşnut ederiz?
- İşte ediyoruz ya!
Hoşnut etmenin yolları
da var. Hoşnut ettiğin vakitte onun alametleri de vardır.
Cenab-ı Hakk'ı hoşnut etmenin yolları; Allah'ın
insanın vücuduna emanet etmiş olduğu ve teslim etmiş olduğu
üçyüzaltmış azası vardır. Sen Cenab-ı Allah'ı
hoşnut etmek istersen, sana vermiş olduğu azalarına,
nasıl ki bir çoban sürüsüne mukayyet olur, göz kulak olur, kurttan
canavardan saklar gözetirse o şekilde dikkat etmesi gerekir. Onun gibi
Cenab-ı Hakk'ın sana vermiş olduğu azaları
şeytana kaptırmadan ve şeytanın eline teslim etmeden
gözetmektir. Hiç gözlerimizi şeytanın elinden
aldığımız var mı? Dilimizi şeytanın elinden
elimize aldığımız var mı? Kulaklarımızı
şeytanın elinden aldığımız var mı?
Ellerimizi, ayaklarımızı, karnımızı, bütün
azalarımızı şeytanın elinden
aldığımız var mı? Sanki ortaklık
yapmışız, ortaklığımız varmış
gibi. Zürriyet için karı koca şeytanı yanlarından
uzaklaştırmayı düşünmeden,
uzaklaştıracağı duayı okumadan, hayvana atlaması
gibi atladığı vakitte, onların zürriyetine ortak
olması için şeytana izin var. Şeytan tohumunu o erkekten evvel
atar. Çıkan çocuklar onun için şeytan olur. Anneye babaya, devlete,
millete asi olur. İnsanlığa bela olur. Onun için bütün
azalarına sahip olman gerekir. Allah (c.c.);
- Bu azaları Ben sana teslim ettim, sağ selamet
verdim, emanetimdir. Başkasının eline, özellikle
düşmanımın, cümle enbiyaların, cümle evliyaların
düşmanı, sizin, insanların, müminlerin düşmanı
şeytana bırakmayacaksın.
Emir bu. Emri
bıraktığın zaman hain olursun. Hıyanetin büyüğü
budur. Allah'a karşı hıyanet en büyük hainliktir. Bir kimse
Allah'a karşı hain oldu mu kullara karşı hain olmaz
mı? O kimse herkese hain olur. Demek ki ilk emaneti gözeteceğimiz
Cenab-ı Hakk'tır sonra Cenab-ı Hakk'ın nasıl bizden
hoşnut olacağıdır. Sen Cenab-ı Hakk'ı hoşnut
etmediğin vakitte, Cenab-ı Allah seni nasıl hoşnut
olacağın bir vasatta buldurur? Yani sen hayattan nasıl
hoşnut olursun? Olamazsın. Sen emaneti gözettiğin derecede,
dikkat ettiğin derecede hoşnut olacaksın.
- Alameti nedir?
Eğer Cenab-ı Allah
senden razı olmuşsa o gün belli olur. Allah'ın senden
razı olduğuna karşı alametini tecrübe edebilmen için
söylersek;
-Acaba bugünkü günde
Cenab-ı Hakk'ı hoşnut ettim mi, etmedim mi?
Dersen, dinde her şeyi
belli eden, ölçen, döken bir usul vardır. Eğer sen bugün Cenab-ı
Allah'ı memnun ettim mi diye merak ediyorsan: Yatsı namazından
sonra yeniden abdest al, taharet üzere ol, iki rekat namaz kıl. Eğer
namaz borcun varsa, niyet edip;
- İki rekat geçmiş sabah namazına
Diyerekten onu kıl. Sonra
elini aç, Cenab-ı Allah'a münacat et. Ayağa kalk, kıyam el,
kıbleye karşı teveccüh et. Kıbleye yüzünü çevir;
- Ya Rabbi, bizim yüzümüzü ne dünyada ne kabirde
kıbleden çevirme
Diye niyaz et. Çok kimseleri biz
kıbleye doğru çeviririz de çoğu kıblede kalmaz.
Beyazıt-ı Bestami
hazretlerinin huzuruna bir nebbaş (kefen soyucu) gelmiş;
- Tövbe edeceğim, bana yol var mı?
Demiş, Beyazıt-ı
Bestami hazretleri;
- Hay hay, tövbe kapısı açıktır
- Öyleyse bana tövbeyi telkin edin
Sultan tövbeyi telkin edip talim
etlikten sonra;
- Sen bunca zamandır kabir açarsın, kefen
soyarsın, ibadullahı kefensiz yatırırsın, ne gördün?
- Şimdiye kadar ben bin kabir açtım, bin kefen
soydum
- O kabri açtığın vakitte ne gördün, neye
şahit oldun?
- Ey sultan, iki kişinin dışında
hepsinin yüzünü kıbleden döndürülmüş buldum.
İki kişiyi
kıbleye karşı yatırıldıkları gibi
bulmuş, ötekilerin hepsini melaike başka tarafa çevirmiş.
Kıbleden döndürülen adamın işi zordur.
Sen gece vakti, dünyanın
işini bitirdikten sonra iki rekat namazı kılıp kıyam
edip, kıbleye karşı durup;
- Ya Rabbi, bizim yüzümüzü ne dünyada ne kabirde
kıbleden döndürme, ben yüzümü yerlerin ve göklerin
yaratıcısına döndürdüm,
Diyerek, İbrahim
peygamberin münacatını okuyup, onu bilmezse, üç kelime-i Şahadet
getirecektir. Sonra ayakta yetmiş kere "Estağfirullah"
diyecektir.
* ne kadar noksan amelimiz varsa tamamlamak için,
* ne kadar eğri işimiz varsa doğrultmak için,
* ne kadar kötü niyetimiz varsa güzel niyetlere döndürmek
için
ve bizi günahlardan paklamak
niyetiyle yetmiş kere istiğfar edilecektir. Kıbleye bakarak
huzur içinde istiğfar edersin. Ondan sonra yüz defa Peygamber Efendimize
salavat;
"Allahümme salli ala
Muhammedin ve ala ali Muhammedin vessellim"
Bunu Efendimize, cümle
evliyalara ve enbiyalara hediye edip Fatiha-i şerifeyi okuduktan sonra
olduğun yerde;
-
Şu anda huzur-u Rabbil Aleminde
duruyorum, Cenab-ı Hak beni görüyor, Cenab-ı Hak beni işitiyor,
Cenab-ı Hak bana bakıyor
Diyerek üç-beş dakika otur.
O şeref makamıdır. Allah ile olduğun lahzalardır.
Şeref alırsın, nur alırsın. İşte o zaman
senin kalbine bir serinlik, bir hoşnutluk, bir ferah, bir genişlik
geldiyse bil ki Cenab-ı Allah hizmetini kabul edip hoşnut
olmuştur. Rahat yat. Ruhun kabz olursa makamın Cenneti Ala'dır.
Buna dikkat edelim. Günler boyuna dürülüp, derlenip toplanmakta, haftalar,
aylar, dürülmekle, devrilmekte, yıllar yine toplanmakta, kıyamet
yaklaşmaktadır. Allah'ın divanına ya bir sabah, ya da bir
akşam çağrılacağız. Madem ki inanmışız,
Allah'ın hoşnutluğu ile Onun huzuruna gitmeye gayret edelim.
Cenab-ı Hakk'ı darıltmış olarak huzuruna gitmekten
Allah bizi saklasın.